حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَخْبَرَنِي بَكْرُ بْنُ سَوَادَةَ، أَنَّ حَنَشَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَهُ عَنْ أُمِّ أَيْمَنَ، أَنَّهَا غَرْبَلَتْ دَقِيقًا فَصَنَعَتْهُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَغِيفًا فَقَالَ " مَا هَذَا " . قَالَتْ طَعَامٌ نَصْنَعُهُ بِأَرْضِنَا فَأَحْبَبْتُ أَنْ أَصْنَعَ مِنْهُ لَكَ رَغِيفًا . فَقَالَ " رُدِّيهِ فِيهِ ثُمَّ اعْجِنِيهِ " .
Ümmü Eymen (Bereke) (radıyallahü anhâ)'dan rivayet edildiğine göre, bir defa bir miktar unu elemiş ve elediği undan Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) için bir ekmek yapmak istemişti. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem): Bu nedir? diye sormuş. Ümmü Eymen de: Memleketimizde yaptığımız bir yiyecektir. Ben bundan senin için bir ekmek yapmayı arzuladım, demiş. Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) de: Onu, yani elekle ayırdığın kısmı, buna, yani elemiş olduğun una, geri kat; sonra yoğur, buyurmuştur.