حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ حَيَّانَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَنْبَأَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو جَنَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أَبِيهِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كُنْتُ جَالِسًا عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذْ جَاءَهُ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ إِنَّ لِي أَخًا وَجِعًا . قَالَ " مَا وَجَعُ أَخِيكَ " . قَالَ بِهِ لَمَمٌ . قَالَ " اذْهَبْ فَأْتِنِي بِهِ " . قَالَ فَذَهَبَ فَجَاءَ بِهِ فَأَجْلَسَهُ بَيْنَ يَدَيْهِ فَسَمِعْتُهُ عَوَّذَهُ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَأَرْبَعِ آيَاتٍ مِنْ أَوَّلِ الْبَقَرَةِ وَآيَتَيْنِ مِنْ وَسَطِهَا وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ وَآيَةِ الْكُرْسِيِّ وَثَلاَثِ آيَاتٍ مِنْ خَاتِمَتِهَا وَآيَةٍ مِنْ آلِ عِمْرَانَ - أَحْسِبُهُ قَالَ {شَهِدَ اللَّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ} - وَآيَةٍ مِنَ الأَعْرَافِ {إِنَّ رَبَّكُمُ اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ} الآيَةَ وَآيَةٍ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ {وَمَنْ يَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلهًا آخَرَ لاَ بُرْهَانَ لَهُ بِهِ } وَآيَةٍ مِنَ الْجِنِّ {وَأَنَّهُ تَعَالَى جَدُّ رِبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلاَ وَلَدًا} وَعَشْرِ آيَاتٍ مِنْ أَوَّلِ الصَّافَّاتِ وَثَلاَثِ آيَاتٍ مِنْ آخِرِ الْحَشْرِ وَ {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ } وَالْمُعَوِّذَتَيْنِ . فَقَامَ الأَعْرَابِيُّ قَدْ بَرَأَ لَيْسَ بِهِ بَأْسٌ .
Ebû Leylâ (el-Ensârî) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben (bir kere) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında oturuyordum. O esnada bir bedevi huzura gelerek: Hasta bir erkek kardeşim var, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Kardeşinin hastalığı nedir? diye sordu. Bedevi: Kardeşimde bir nevi delilik var, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bedeviye): Git de onu bana getir, buyurdu. Ebû Leylâ demiştir ki: Bedevi de gidip onu getirdi ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in önünde oturttu. Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ona şifaya kavuşması için Allah'a sığınarak şunları okuduğunu işittim: Fâtiha sûresi, Bakara sûresinin başından dört âyet, ortalarından وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ âyeti ile Âyetü'l-Kürsî, aynı sûrenin son üç âyeti (284, 285, 286), Âl-i İmrân sûresinden bir âyet (sanırım dedi ki: شَهِدَ اللهُ أَنَّهُ لاَ إِلهَ إِلاَّ هُوَ âyeti), A'râf sûresinden إِنَّ رَبَّكُمُ اللهُ الَّذِي خَلَقَ âyeti, Mü'minûn sûresinden وَمَنْ يَدْعُ مَعَ اللهِ إِلهاً آخَرَ لاَ بُرْهَانَ لَهُ بِهِ âyeti, Cin sûresinden وَأَنَّهُ تَعَالَى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلاَ وَلَداً âyeti, Sâffât sûresinin başından on âyet, Haşr sûresinin sonundan üç âyet, İhlâs sûresi ve Muavvizeteyn sûreleri. (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunları okuduktan) sonra bedevi şifaya kavuşarak, hiçbir rahatsızlığı kalmayarak ayağa kalktı.