حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنِ ابْنِ أَبِي رَوَّادٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الإِسْبَالُ فِي الإِزَارِ وَالْقَمِيصِ وَالْعِمَامَةِ مَنْ جَرَّ شَيْئًا خُيَلاَءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . قَالَ أَبُو بَكْرٍ مَا أَغْرَبَهُ .
Sâlim'in babası (Abdullah bin Ömer) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «İsbâl (yâni yasak olan elbise sarkıtma-uzatma işi) izârda (yâni bedenin belden aşağısını örten elbisede), kamîste (uzun gömlek-entari) ve sarıktadır. Kim (giydiği elbiseden) bir şeyi kibirlenerek sürüklerse Allah kıyamet günü ona bakmaz.» (Müellifin şeyhi) Ebû Bekir (bin Ebî Şeybe) demiştir ki: Bu ne kadar gariptir.