حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبُو خُزَيْمَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلاً يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ الْمَنَّانُ بَدِيعُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ ذُو الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ فَقَالَ " لَقَدْ سَأَلَ اللَّهَ بِاسْمِهِ الأَعْظَمِ الَّذِي إِذَا سُئِلَ بِهِ أَعْطَى وَإِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ " .
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adamın, "Allah'ım! Ben hamdin sana mahsus olup senden başka ilah olmadığını, senin tek olup hiçbir ortağının bulunmadığını, senin bol nimet verdiğini, göklerin ve yerin yoktan var edicisi olduğunu, azamet ve ikram sahibi olduğunu ikrar ederek şüphesiz senden dilerim" diye dua ettiğini işitti ve bunun üzerine şöyle buyurdu: «Şüphesiz bu adam Allah'tan ism-i a'zamı ile istedi. O ism-i a'zam ki onunla Allah'tan istenince verir ve onunla dua edilince icabet eder.»