حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ ثَعْلَبَةَ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ أَصَبْنَا غَنَمًا لِلْعَدُوِّ فَانْتَهَبْنَاهَا فَنَصَبْنَا قُدُورَنَا فَمَرَّ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِالْقُدُورِ فَأَمَرَ بِهَا فَأُكْفِئَتْ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ النُّهْبَةَ لاَ تَحِلُّ " .
Sa'lebe bin el-Hakem (r.a.) şöyle demiştir: Biz düşmanın bir koyun sürüsüne rastlayıp yağmaladık. Sonra (boğazladığımız koyun etlerini pişirmek üzere) tencerelerimizi diktik (ateşe koyduk). Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tencerelerin yanına uğradı ve onun emriyle tencereler devrildi (yani etler döküldü). Sonra şöyle buyurdu: «Şüphesiz yağmalanan mal helal değildir.»