وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، حَنَّطَ ابْنًا لِسَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ وَحَمَلَهُ ثُمَّ دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ . قَالَ يَحْيَى وَسُئِلَ مَالِكٌ هَلْ فِي الْقَيْءِ وُضُوءٌ قَالَ لاَ وَلَكِنْ لِيَتَمَضْمَضْ مِنْ ذَلِكَ وَلْيَغْسِلْ فَاهُ وَلَيْسَ عَلَيْهِ وُضُوءٌ .
Nâfi'den rivayet edildiğine göre Abdullah b. Ömer, Saîd b. Zeyd'in bir oğlunu tahnit edip taşıdı. Sonra mescide girerek abdest almadan namaz kıldı. Yahyâ şöyle dedi: Mâlik'e, kusmaktan dolayı abdest gerekip gerekmediği soruldu. "Hayır; ancak bundan dolayı ağzını çalkalasın ve yıkasın. Kendisine abdest gerekmez" dedi.