حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ بَنِي آدَمَ مَوْلُودٌ إِلاَّ يَمَسُّهُ الشَّيْطَانُ حِينَ يُولَدُ، فَيَسْتَهِلُّ صَارِخًا مِنْ مَسِّ الشَّيْطَانِ، غَيْرَ مَرْيَمَ وَابْنِهَا ". ثُمَّ يَقُولُ أَبُو هُرَيْرَةَ {وَإِنِّي أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ }.
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: “Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Âdemoğullarından doğan her bir kişiye doğduğu zaman mutlaka şeytan dokunmuştur. Şeytanın dokunmasından dolayı ağlayarak dünyaya gelir. Bundan Meryem ve oğlu müstesnadır.” Daha sonra Ebu Hureyre şu buyruğu okudu: “Ben onu da, zürriyetini de kovulmuş şeytandan sana sığındırdım.” [Âl-i İmrân, 36]