وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَاطِبٍ، أَنَّهُ اعْتَمَرَ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فِي رَكْبٍ فِيهِمْ عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ وَأَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ عَرَّسَ بِبَعْضِ الطَّرِيقِ قَرِيبًا مِنْ بَعْضِ الْمِيَاهِ فَاحْتَلَمَ عُمَرُ وَقَدْ كَادَ أَنْ يُصْبِحَ فَلَمْ يَجِدْ مَعَ الرَّكْبِ مَاءً فَرَكِبَ حَتَّى جَاءَ الْمَاءَ فَجَعَلَ يَغْسِلُ مَا رَأَى مِنْ ذَلِكَ الاِحْتِلاَمِ حَتَّى أَسْفَرَ فَقَالَ لَهُ عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ أَصْبَحْتَ وَمَعَنَا ثِيَابٌ فَدَعْ ثَوْبَكَ يُغْسَلُ . فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَاعَجَبًا لَكَ يَا عَمْرُو بْنَ الْعَاصِ لَئِنْ كُنْتَ تَجِدُ ثِيَابًا أَفَكُلُّ النَّاسِ يَجِدُ ثِيَابًا وَاللَّهِ لَوْ فَعَلْتُهَا لَكَانَتْ سُنَّةً بَلْ أَغْسِلُ مَا رَأَيْتُ وَأَنْضِحُ مَا لَمْ أَرَ . قَالَ مَالِكٌ فِي رَجُلٍ وَجَدَ فِي ثَوْبِهِ أَثَرَ احْتِلاَمٍ وَلاَ يَدْرِي مَتَى كَانَ وَلاَ يَذْكُرُ شَيْئًا رَأَى فِي مَنَامِهِ قَالَ لِيَغْتَسِلْ مِنْ أَحْدَثِ نَوْمٍ نَامَهُ فَإِنْ كَانَ صَلَّى بَعْدَ ذَلِكَ النَّوْمِ فَلْيُعِدْ مَا كَانَ صَلَّى بَعْدَ ذَلِكَ النَّوْمِ مِنْ أَجْلِ أَنَّ الرَّجُلَ رُبَّمَا احْتَلَمَ وَلاَ يَرَى شَيْئًا وَيَرَى وَلاَ يَحْتَلِمُ فَإِذَا وَجَدَ فِي ثَوْبِهِ مَاءً فَعَلَيْهِ الْغُسْلُ وَذَلِكَ أَنَّ عُمَرَ أَعَادَ مَا كَانَ صَلَّى لآخِرِ نَوْمٍ نَامَهُ وَلَمْ يُعِدْ مَا كَانَ قَبْلَهُ .
Yahya b. Abdurrahman b. Hatıb, aralarında Amr b. Âs'ın da bulunduğu bir kafile içinde Ömer b. Hattab ile birlikte umre yaptı. Ömer b. Hattab yolun bir yerinde, su bulunan bir yere yakın olarak geceleyin konakladı. Sabah olmak üzereyken Ömer ihtilam oldu. Kafilede su bulamayınca bineğine binip suya kadar gitti. Ortalık aydınlanıncaya kadar ihtilamdan gördüğü izi yıkamaya başladı. Amr b. Âs ona: «Sabah oldu; yanımızda elbiseler de var. Elbiseni bırak, yıkansın.» dedi. Ömer b. Hattab: «Hayret sana, ey Amr b. Âs! Sen elbise bulabiliyorsan herkes elbise bulabilir mi? Allah'a yemin olsun ki bunu yapsaydım sünnet hâline gelirdi. Aksine, gördüğüm yeri yıkar, görmediğim yere de su serperim.» dedi. Malik, elbisesinde ihtilam izi bulan, bunun ne zaman olduğunu bilmeyen ve rüyasında gördüğü herhangi bir şeyi hatırlamayan kimse hakkında şöyle dedi: «En son uyuduğu uykudan dolayı gusletsin. O uykudan sonra namaz kılmışsa, o uykudan sonra kıldığı namazları iade etsin. Çünkü kişi bazen ihtilam olur da bir şey görmez; bazen de rüyasında bir şey görür fakat ihtilam olmaz. Elbisesinde meni bulduğu zaman gusletmesi gerekir. Nitekim Ömer, en son uyuduğu uykudan sonra kıldığı namazları iade etmiş, ondan önce kıldıklarını ise iade etmemiştir.»