وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ يَتَشَهَّدُ فَيَقُولُ بِاسْمِ اللَّهِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ الصَّلَوَاتُ لِلَّهِ الزَّاكِيَاتُ لِلَّهِ السَّلاَمُ عَلَى النَّبِيِّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ شَهِدْتُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ شَهِدْتُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ . يَقُولُ هَذَا فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ وَيَدْعُو إِذَا قَضَى تَشَهُّدَهُ بِمَا بَدَا لَهُ فَإِذَا جَلَسَ فِي آخِرِ صَلاَتِهِ تَشَهَّدَ كَذَلِكَ أَيْضًا إِلاَّ أَنَّهُ يُقَدِّمُ التَّشَهُّدَ ثُمَّ يَدْعُو بِمَا بَدَا لَهُ فَإِذَا قَضَى تَشَهُّدَهُ وَأَرَادَ أَنْ يُسَلِّمَ قَالَ السَّلاَمُ عَلَى النَّبِيِّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ . السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ عَنْ يَمِينِهِ ثُمَّ يَرُدُّ عَلَى الإِمَامِ فَإِنْ سَلَّمَ عَلَيْهِ أَحَدٌ عَنْ يَسَارِهِ رَدَّ عَلَيْهِ .
Nâfi'den rivayet edildiğine göre Abdullah b. Ömer teşehhütte şöyle derdi: “Allah'ın adıyla. Bütün hürmetler Allah'a, namazlar Allah'a, temiz ve güzel sözler Allah'a mahsustur. Selâm, Allah'ın rahmeti ve bereketleri Peygamber'in üzerine olsun. Selâm bizim ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur. Şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın resulüdür.” İlk iki rekâtta bunları söyler, teşehhüdünü tamamlayınca dilediği şekilde dua ederdi. Namazının sonunda oturduğunda da aynı şekilde teşehhütte bulunurdu; ancak önce teşehhüdü okur, sonra dilediği şekilde dua ederdi. Teşehhüdünü tamamlayıp selâm vermek istediğinde, “Selâm, Allah'ın rahmeti ve bereketleri Peygamber'in üzerine olsun. Selâm bizim ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Selâm üzerinize olsun” der, sağına selâm verir, sonra imamın selâmına karşılık verirdi. Solundaki biri kendisine selâm vermişse onun selâmına da karşılık verirdi.