وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ يَقُولُ مَنْ صَلَّى الْمَغْرِبَ أَوِ الصُّبْحَ ثُمَّ أَدْرَكَهُمَا مَعَ الإِمَامِ فَلاَ يَعُدْ لَهُمَا . قَالَ مَالِكٌ وَلاَ أَرَى بَأْسًا أَنْ يُصَلِّيَ مَعَ الإِمَامِ مَنْ كَانَ قَدْ صَلَّى فِي بَيْتِهِ إِلاَّ صَلاَةَ الْمَغْرِبِ فَإِنَّهُ إِذَا أَعَادَهَا كَانَتْ شَفْعًا .
Nâfi'den: Abdullah b. Ömer şöyle derdi: "Kim akşam veya sabah namazını kılar, sonra imamla birlikte bu namazlara yetişirse onları tekrar kılmasın." Mâlik dedi ki: "Evinde namazını kılmış olan kimsenin imamla birlikte namaz kılmasında bir sakınca görmüyorum. Ancak akşam namazı müstesnadır; çünkü onu tekrar kılarsa çift olur."