وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نُعَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُجْمِرِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّهُ قَالَ أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَجْلِسِ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فَقَالَ لَهُ بَشِيرُ بْنُ سَعْدٍ أَمَرَنَا اللَّهُ أَنْ نُصَلِّيَ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ فَسَكَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى تَمَنَّيْنَا أَنَّهُ لَمْ يَسْأَلْهُ ثُمَّ قَالَ " قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ فِي الْعَالَمِينَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ وَالسَّلاَمُ كَمَا قَدْ عَلِمْتُمْ " .
Ebu Mes'ud el-Ensari anlatıyor: Sa'd b. Ubade'nin meclisinde bulunuyorduk. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi. Beşir b. Sa'd kendisine: «Ya Resulullah! Allah sana salavat getirmemizi emrediyor, nasıl salavat getirelim?» diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem cevap vermeyerek sustu. Bunun üzerine biz «Keşke sormasaydı.» diye içimizden geçirdik. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: «Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrahim. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed. Kemâ bârekte alâ âl-i İbrahime fi'l-âlemîn. İnneke Hamîdün Mecîd, deyiniz. Salâm da bildiğiniz gibidir.» Anlamı: Allah'ım, İbrahim'e rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve onun ailesine de rahmet et. Âlemlerde İbrahim'in ailesine hayır ve bereket verdiğin gibi Muhammed'e ve onun ailesine de hayır ve bereket ver. Muhakkak ki sen övülmeye layık ve şanı yüce olansın.