وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ يَحْتَجِمُ وَهُوَ صَائِمٌ ثُمَّ لاَ يُفْطِرُ . قَالَ وَمَا رَأَيْتُهُ احْتَجَمَ قَطُّ إِلاَّ وَهُوَ صَائِمٌ . قَالَ مَالِكٌ لاَ تُكْرَهُ الْحِجَامَةُ لِلصَّائِمِ إِلاَّ خَشْيَةً مِنْ أَنْ يَضْعُفَ وَلَوْلاَ ذَلِكَ لَمْ تُكْرَهْ وَلَوْ أَنَّ رَجُلاً احْتَجَمَ فِي رَمَضَانَ ثُمَّ سَلِمَ مِنْ أَنْ يُفْطِرَ لَمْ أَرَ عَلَيْهِ شَيْئًا وَلَمْ آمُرْهُ بِالْقَضَاءِ لِذَلِكَ الْيَوْمِ الَّذِي احْتَجَمَ فِيهِ لأَنَّ الْحِجَامَةَ إِنَّمَا تُكْرَهُ لِلصَّائِمِ لِمَوْضِعِ التَّغْرِيرِ بِالصِّيَامِ فَمَنِ احْتَجَمَ وَسَلِمَ مِنْ أَنْ يُفْطِرَ حَتَّى يُمْسِيَ فَلاَ أَرَى عَلَيْهِ شَيْئًا وَلَيْسَ عَلَيْهِ قَضَاءُ ذَلِكَ الْيَوْمِ .
Hişam b. Urve, babasının oruçlu iken hacamat yaptırdığını ve sonra orucunu bozmadığını rivayet etti. Hişam şöyle dedi: Onun hacamat yaptırdığını, oruçlu olduğu zamanlar dışında hiç görmedim. Malik şöyle dedi: Oruçlunun hacamat yaptırması, ancak zayıf düşmesinden korkulduğu için mekruh görülür. Bu olmasaydı mekruh görülmezdi. Bir kimse Ramazan'da hacamat yaptırır, ardından orucunu bozmadan selamete ererse onun üzerine bir şey gerektiği kanaatinde değilim ve hacamat yaptırdığı o günü kaza etmesini de emretmem. Çünkü hacamat, orucu tehlikeye düşürmesi sebebiyle oruçlu için mekruh görülür. Hacamat yaptırıp akşama kadar orucunu bozmadan selamete eren kimsenin üzerine bir şey gerektiği kanaatinde değilim; o günü kaza etmesi de gerekmez.