وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ مَنْ كَانَ عَلَيْهِ قَضَاءُ رَمَضَانَ فَلَمْ يَقْضِهِ - وَهُوَ قَوِيٌّ عَلَى صِيَامِهِ - حَتَّى جَاءَ رَمَضَانُ آخَرُ فَإِنَّهُ يُطْعِمُ مَكَانَ كُلِّ يَوْمٍ مِسْكِينًا مُدًّا مِنْ حِنْطَةٍ وَعَلَيْهِ مَعَ ذَلِكَ الْقَضَاءُ . وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، مِثْلُ ذَلِكَ .
Abdurrahman b. Kasım'ın babası şöyle derdi: Üzerinde Ramazan orucundan kaza borcu bulunan kimse, oruç tutmaya gücü yettiği hâlde bunu kaza etmeyip diğer Ramazan gelinceye kadar geciktirirse, her gün yerine bir yoksula bir müd buğday yedirir. Bununla birlikte orucu kaza etmesi de gerekir. İmâm-ı Mâlik'e, Saîd b. Cübeyr'in de bunun benzerini söylediği ulaşmıştır.