وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَفَّنَ ابْنَهُ وَاقِدَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ وَمَاتَ بِالْجُحْفَةِ مُحْرِمًا وَخَمَّرَ رَأْسَهُ وَوَجْهَهُ وَقَالَ لَوْلاَ أَنَّا حُرُمٌ لَطَيَّبْنَاهُ . قَالَ مَالِكٌ وَإِنَّمَا يَعْمَلُ الرَّجُلُ مَا دَامَ حَيًّا فَإِذَا مَاتَ فَقَدِ انْقَضَى الْعَمَلُ .
Nafi'den: Abdullah b. Ömer, Cuhfe'de ihramlı iken ölen oğlu Vâkıd b. Abdullah'ı kefenledi, başını ve yüzünü örttü ve: «Eğer ihramlı olmasaydık ona güzel koku sürerdik.» dedi. Malik der ki: İnsan ancak hayatta olduğu sürece amel eder; öldüğü zaman amel sona erer.