وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ، كَانَ يُلَبِّي فِي الْحَجِّ حَتَّى إِذَا زَاغَتِ الشَّمْسُ مِنْ يَوْمِ عَرَفَةَ قَطَعَ التَّلْبِيَةَ . قَالَ يَحْيَى قَالَ مَالِكٌ وَذَلِكَ الأَمْرُ الَّذِي لَمْ يَزَلْ عَلَيْهِ أَهْلُ الْعِلْمِ بِبَلَدِنَا .
Ca'fer b. Muhammed'in babasından naklettiğine göre Ali b. Ebî Tâlib, hacda Arefe günü güneş zevale erinceye kadar telbiye getirir, güneş zevale erince telbiyeyi keserdi. Yahyâ, Mâlik'in şöyle dediğini nakletti: «Beldemizde ilim ehlinin öteden beri uyguladığı da budur.»