حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ لاَ يَجْمَعُ بَيْنَ السُّبْعَيْنِ لاَ يُصَلِّي بَيْنَهُمَا وَلَكِنَّهُ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ كُلِّ سُبْعٍ رَكْعَتَيْنِ فَرُبَّمَا صَلَّى عِنْدَ الْمَقَامِ أَوْ عِنْدَ غَيْرِهِ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنِ الطَّوَافِ إِنْ كَانَ أَخَفَّ عَلَى الرَّجُلِ أَنْ يَتَطَوَّعَ بِهِ فَيَقْرُنَ بَيْنَ الأُسْبُوعَيْنِ أَوْ أَكْثَرَ ثُمَّ يَرْكَعُ مَا عَلَيْهِ مِنْ رُكُوعِ تِلْكَ السُّبُوعِ قَالَ لاَ يَنْبَغِي ذَلِكَ وَإِنَّمَا السُّنَّةُ أَنْ يُتْبِعَ كُلَّ سُبْعٍ رَكْعَتَيْنِ . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يَدْخُلُ فِي الطَّوَافِ فَيَسْهُو حَتَّى يَطُوفَ ثَمَانِيَةَ أَوْ تِسْعَةَ أَطْوَافٍ قَالَ يَقْطَعُ إِذَا عَلِمَ أَنَّهُ قَدْ زَادَ ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَلاَ يَعْتَدُّ بِالَّذِي كَانَ زَادَ وَلاَ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَبْنِيَ عَلَى التِّسْعَةِ حَتَّى يُصَلِّيَ سُبْعَيْنِ جَمِيعًا لأَنَّ السُّنَّةَ فِي الطَّوَافِ أَنْ يُتْبِعَ كُلَّ سُبْعٍ رَكْعَتَيْنِ . قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ شَكَّ فِي طَوَافِهِ بَعْدَ مَا يَرْكَعُ رَكْعَتَىِ الطَّوَافِ فَلْيَعُدْ فَلْيُتَمِّمْ طَوَافَهُ عَلَى الْيَقِينِ ثُمَّ لِيُعِدِ الرَّكْعَتَيْنِ لأَنَّهُ لاَ صَلاَةَ لِطَوَافٍ إِلاَّ بَعْدَ إِكْمَالِ السُّبْعِ . وَمَنْ أَصَابَهُ شَىْءٌ بِنَقْضِ وُضُوئِهِ وَهُوَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ أَوْ يَسْعَى بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ أَوْ بَيْنَ ذَلِكَ فَإِنَّهُ مَنْ أَصَابَهُ ذَلِكَ وَقَدْ طَافَ بَعْضَ الطَّوَافِ أَوْ كُلَّهُ وَلَمْ يَرْكَعْ رَكْعَتَىِ الطَّوَافِ فَإِنَّهُ يَتَوَضَّأُ وَيَسْتَأْنِفُ الطَّوَافَ وَالرَّكْعَتَيْنِ وَأَمَّا السَّعْىُ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَإِنَّهُ لاَ يَقْطَعُ ذَلِكَ عَلَيْهِ مَا أَصَابَهُ مِنِ انْتِقَاضِ وُضُوئِهِ وَلاَ يَدْخُلُ السَّعْىَ إِلاَّ وَهُوَ طَاهِرٌ بِوُضُوءٍ .
Yahya, Malik'ten; o da Hişam b. Urve'den, o da babasından nakletti: Urve, aralarında namaz kılmadan iki yedi şavtlık tavafı birleştirmezdi. Her yedi şavttan sonra iki rekât namaz kılardı. Bazen Makam'ın yanında, bazen de başka bir yerde kılardı. Malik'e, nafile tavaf eden bir kimseye daha kolay gelmesi hâlinde iki veya daha fazla yedi şavtlık tavafı birleştirip sonra bu tavaflar için üzerine düşen rekâtları kılmasının hükmü soruldu. Malik, «Bu uygun değildir. Sünnet, her yedi şavtın ardından iki rekât kılmaktır» dedi. Malik, tavafa başlayıp dalgınlıkla sekiz veya dokuz şavt yapan kimse hakkında şöyle dedi: «Fazladan şavt yaptığını anlayınca tavafı keser, ardından iki rekât namaz kılar. Fazladan yaptığı şavtı hesaba katmaz. Dokuz şavtın üzerine devam ederek iki yedi şavtlık tavafı tamamlayıp bunların namazını birlikte kılması da uygun değildir. Çünkü tavaftaki sünnet, her yedi şavtın ardından iki rekât kılmaktır.» Malik şöyle dedi: «Tavaf namazının iki rekâtını kıldıktan sonra tavafından şüphe eden kimse geri dönsün, kesin olarak bildiği sayı üzerine tavafını tamamlasın ve sonra iki rekâtı yeniden kılsın. Çünkü yedi şavt tamamlanmadan tavaf namazı geçerli olmaz.» Beytullah'ı tavaf ederken, Safa ile Merve arasında sa'y ederken veya tavaf ile sa'y arasında abdesti bozulan kimseye gelince: Tavafın bir kısmını ya da tamamını yapmış, fakat tavafın iki rekât namazını henüz kılmamışsa abdest alır; tavafı ve iki rekât namazı baştan yapar. Safa ile Merve arasındaki sa'yi ise abdestinin bozulması kesintiye uğratmaz. Bununla birlikte kişi sa'ye ancak abdestli ve temiz olarak başlamalıdır.