وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ رَجُلاً، يَسْأَلُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ عَنِ الأَنْفَالِ، فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ الْفَرَسُ مِنَ النَّفَلِ وَالسَّلَبُ مِنَ النَّفَلِ . قَالَ ثُمَّ عَادَ الرَّجُلُ لِمَسْأَلَتِهِ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ ذَلِكَ أَيْضًا ثُمَّ قَالَ الرَّجُلُ الأَنْفَالُ الَّتِي قَالَ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ مَا هِيَ قَالَ الْقَاسِمُ فَلَمْ يَزَلْ يَسْأَلُهُ حَتَّى كَادَ أَنْ يُحْرِجَهُ ثُمَّ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَتَدْرُونَ مَا مَثَلُ هَذَا مَثَلُ صَبِيغٍ الَّذِي ضَرَبَهُ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ . قَالَ وَسُئِلَ مَالِكٌ عَمَّنْ قَتَلَ قَتِيلاً مِنَ الْعَدُوِّ أَيَكُونُ لَهُ سَلَبُهُ بِغَيْرِ إِذْنِ الإِمَامِ قَالَ لاَ يَكُونُ ذَلِكَ لأَحَدٍ بِغَيْرِ إِذْنِ الإِمَامِ وَلاَ يَكُونُ ذَلِكَ مِنَ الإِمَامِ إِلاَّ عَلَى وَجْهِ الاِجْتِهَادِ وَلَمْ يَبْلُغْنِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ قَتَلَ قَتِيلاً فَلَهُ سَلَبُهُ " . إِلاَّ يَوْمَ حُنَيْنٍ .
Mâlik, İbn Şihâb'dan, o da Kâsım b. Muhammed'den rivayet etti. Kâsım şöyle dedi: Bir adamın Abdullah b. Abbas'a enfali sorduğunu işittim. İbn Abbas: «At nefeldendir, öldürülen düşmanın üzerinden çıkan eşya da nefeldendir» dedi. Adam sorusunu tekrarladı. İbn Abbas yine aynı cevabı verdi. Bunun üzerine adam: «Allah'ın kitabında sözünü ettiği enfal nedir?» diye sordu. Kâsım şöyle dedi: Adam, İbn Abbas'ı neredeyse sıkıntıya düşürecek kadar sormaya devam etti. Sonunda İbn Abbas: «Bunun neye benzediğini biliyor musunuz? Bu, Ömer b. Hattâb'ın dövdüğü Sabîğ'e benzer» dedi. Mâlik'e, düşmandan birini öldüren kimsenin, imamın izni olmadan öldürdüğü kişinin üzerinden çıkan eşyaya sahip olup olamayacağı soruldu. Mâlik şöyle cevap verdi: «İmamın izni olmadan bu, hiç kimse için söz konusu olmaz. İmam da bunu ancak içtihadına dayanarak verebilir. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, ‘Kim bir düşmanı öldürürse onun üzerinden çıkan eşya kendisinindir’ sözünü Huneyn gününden başka bir zamanda söylediği bana ulaşmadı.»