حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ بَلَغَنِي أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، كَانَ يَقُولُ لِلْفَرَسِ سَهْمَانِ وَلِلرَّجُلِ سَهْمٌ . قَالَ مَالِكٌ وَلَمْ أَزَلْ أَسْمَعُ ذَلِكَ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ رَجُلٍ يَحْضُرُ بِأَفْرَاسٍ كَثِيرَةٍ فَهَلْ يُقْسَمُ لَهَا كُلِّهَا فَقَالَ لَمْ أَسْمَعْ بِذَلِكَ وَلاَ أَرَى أَنْ يُقْسَمَ إِلاَّ لِفَرَسٍ وَاحِدٍ الَّذِي يُقَاتِلُ عَلَيْهِ . قَالَ مَالِكٌ لاَ أَرَى الْبَرَاذِينَ وَالْهُجُنَ إِلاَّ مِنَ الْخَيْلِ لأَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَالَ فِي كِتَابِهِ {وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَمِيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزِينَةً} وَقَالَ عَزَّ وَجَلَّ {وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللَّهِ وَعَدُوَّكُمْ} فَأَنَا أَرَى الْبَرَاذِينَ وَالْهُجُنَ مِنَ الْخَيْلِ إِذَا أَجَازَهَا الْوَالِي وَقَدْ قَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ وَسُئِلَ عَنِ الْبَرَاذِينَ هَلْ فِيهَا مِنْ صَدَقَةٍ فَقَالَ وَهَلْ فِي الْخَيْلِ مِنْ صَدَقَةٍ
Yahyâ bana Mâlik'ten rivayet etti. Mâlik şöyle dedi: "Ömer b. Abdülazîz'in, 'Ata iki pay, adama bir pay verilir' dediği bana ulaştı." Mâlik dedi ki: "Ben bunu öteden beri işitmekteyim." Mâlik'e, birçok atla savaşa katılan bir kimse için bu atların hepsine pay ayrılıp ayrılmayacağı soruldu. Şöyle dedi: "Böyle bir şey işitmedim. Yalnızca üzerinde savaştığı bir at için pay ayrılacağı görüşündeyim." Mâlik dedi ki: "Berâzîn ile melez atları da atlardan sayarım. Çünkü mübarek ve yüce Allah kitabında, 'Atları, katırları ve merkepleri binmeniz ve süs edinmeniz için yarattı' buyurmuş; aziz ve yüce Allah ayrıca, 'Onlara karşı gücünüz yettiğince kuvvet ve savaş atları hazırlayın ki bununla Allah'ın düşmanını ve sizin düşmanınızı korkutasınız' buyurmuştur. Yönetici bunları kabul ettiği takdirde berâzîn ile melez atları atlardan sayarım. Nitekim Saîd b. Müseyyeb'e berâzînde zekât bulunup bulunmadığı sorulduğunda, 'Atlarda zekât mı var?' demiştir."