وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَالَ كَرَمُ الْمُؤْمِنِ تَقْوَاهُ وَدِينُهُ حَسَبُهُ وَمُرُوءَتُهُ خُلُقُهُ وَالْجُرْأَةُ وَالْجُبْنُ غَرَائِزُ يَضَعُهَا اللَّهُ حَيْثُ شَاءَ فَالْجَبَانُ يَفِرُّ عَنْ أَبِيهِ وَأُمِّهِ وَالْجَرِيءُ يُقَاتِلُ عَمَّا لاَ يَؤُوبُ بِهِ إِلَى رَحْلِهِ وَالْقَتْلُ حَتْفٌ مِنَ الْحُتُوفِ وَالشَّهِيدُ مَنِ احْتَسَبَ نَفْسَهُ عَلَى اللَّهِ .
Yahya b. Said'den: Ömer b. Hattab şöyle demiştir: Müminin şerefi takvasıdır, dini soyudur, mürüvveti ahlakıdır. Cesaret ve korkaklık, Allah'ın dilediği yere koyduğu tabiatlardır. Korkak, babasından ve annesinden kaçar; cesur kimse ise çadırına geri götüremeyeceği şey uğruna savaşır. Öldürülmek de ölüm çeşitlerinden biridir. Şehit, nefsini Allah yolunda feda eden kimsedir.