حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ أُذَيْنَةَ اللَّيْثِيِّ، أَنَّهُ قَالَ خَرَجْتُ مَعَ جَدَّةٍ لِي عَلَيْهَا مَشْىٌ إِلَى بَيْتِ اللَّهِ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِبَعْضِ الطَّرِيقِ عَجَزَتْ فَأَرْسَلَتْ مَوْلًى لَهَا يَسْأَلُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ فَخَرَجْتُ مَعَهُ فَسَأَلَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ مُرْهَا فَلْتَرْكَبْ ثُمَّ لْتَمْشِي مِنْ حَيْثُ عَجَزَتْ . قَالَ يَحْيَى وَسَمِعْتُ مَالِكًا يَقُولُ وَنَرَى عَلَيْهَا مَعَ ذَلِكَ الْهَدْىَ . وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَأَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ كَانَا يَقُولاَنِ مِثْلَ قَوْلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ
Râvi şöyle dedi: "Beytullah'a yürümeyi adamış olan büyükannemle yola çıktım. Yolun bir yerinde güçsüz kaldı ve İbn Ömer'e sorması için azatlısını gönderdi; ben de onunla gittim. İbn Ömer, 'Ona söyle, bineğe binsin; sonra güçsüz kaldığı yerden itibaren yürüsün' dedi." Yahyâ şöyle dedi: Mâlik'i, "Bununla birlikte ona kurban da gerektiği görüşündeyiz" derken işittim. Mâlik'e ulaştığına göre Saîd b. Müseyyeb ile Ebû Seleme b. Abdurrahman da İbn Ömer'in sözü gibi söylerlerdi.