وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أُمَّ حَكِيمٍ بِنْتَ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، وَكَانَتْ، تَحْتَ عِكْرِمَةَ بْنِ أَبِي جَهْلٍ فَأَسْلَمَتْ يَوْمَ الْفَتْحِ وَهَرَبَ زَوْجُهَا عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ مِنَ الإِسْلاَمِ حَتَّى قَدِمَ الْيَمَنَ فَارْتَحَلَتْ أُمُّ حَكِيمٍ حَتَّى قَدِمَتْ عَلَيْهِ بِالْيَمَنِ فَدَعَتْهُ إِلَى الإِسْلاَمِ فَأَسْلَمَ وَقَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْفَتْحِ فَلَمَّا رَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَثَبَ إِلَيْهِ فَرِحًا وَمَا عَلَيْهِ رِدَاءٌ حَتَّى بَايَعَهُ فَثَبَتَا عَلَى نِكَاحِهِمَا ذَلِكَ . قَالَ مَالِكٌ وَإِذَا أَسْلَمَ الرَّجُلُ قَبْلَ امْرَأَتِهِ وَقَعَتِ الْفُرْقَةُ بَيْنَهُمَا إِذَا عُرِضَ عَلَيْهَا الإِسْلاَمُ فَلَمْ تُسْلِمْ لأَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى يَقُولُ فِي كِتَابِهِ {وَلاَ تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ}.
İbn Şihâb'dan rivayet edildiğine göre, Hâris b. Hişâm'ın kızı Ümmü Hakîm, İkrime b. Ebû Cehil'in nikâhı altındaydı. Fetih günü Müslüman oldu. Kocası İkrime b. Ebû Cehil ise İslâm'dan kaçarak Yemen'e kadar gitti. Ümmü Hakîm de yola çıkıp Yemen'de onun yanına vardı ve onu İslâm'a davet etti. İkrime Müslüman oldu ve fetih yılında Resûlullah'ın ﷺ huzuruna geldi. Resûlullah ﷺ onu görünce sevincinden, üzerinde ridâsı olmadığı hâlde, ona doğru sıçrayıp kalktı ve kendisinden biat aldı. İkrime ile Ümmü Hakîm önceki nikâhları üzere kaldılar. Mâlik şöyle dedi: Erkek, karısından önce Müslüman olursa, İslâm kadına arz edildiği hâlde kadın Müslüman olmadığı takdirde aralarında ayrılık meydana gelir. Çünkü yüce Allah kitabında, “Kâfir kadınların nikâh bağlarını tutmayın” buyurmuştur.