وَحَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ، جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِهِ أَثَرُ صُفْرَةٍ فَسَأَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ أَنَّهُ تَزَوَّجَ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَمْ سُقْتَ إِلَيْهَا " . فَقَالَ زِنَةَ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ " .
Enes b. Mâlik'ten rivayet edildiğine göre, Abdurrahman b. Avf, üzerinde sarılık izi bulunduğu hâlde Resûlullah'ın ﷺ huzuruna geldi. Resûlullah ﷺ kendisine bunu sordu. O da evlendiğini haber verdi. Resûlullah ﷺ ona, “Kadına ne kadar mehir verdin?” diye sordu. Abdurrahman, “Bir hurma çekirdeği ağırlığınca altın” dedi. Bunun üzerine Resûlullah ﷺ, “Bir koyunla da olsa düğün yemeği ver” buyurdu.