حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ الزُّرَقِيِّ، أَنَّهُ سَأَلَ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ عَنْ رَجُلٍ، طَلَّقَ امْرَأَةً إِنْ هُوَ تَزَوَّجَهَا فَقَالَ الْقَاسِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ إِنَّ رَجُلاً جَعَلَ امْرَأَةً عَلَيْهِ كَظَهْرِ أُمِّهِ إِنْ هُوَ تَزَوَّجَهَا فَأَمَرَهُ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ إِنْ هُوَ تَزَوَّجَهَا أَنْ لاَ يَقْرَبَهَا حَتَّى يُكَفِّرَ كَفَّارَةَ الْمُتَظَاهِرِ .
Yahyâ, Mâlik'ten şöyle rivayet etti: Saîd b. Amr b. Süleym ez-Zürekî, evlendiği takdirde boş olsun dediği bir kadın hakkındaki hükmü Kâsım b. Muhammed'e sordu. Kâsım b. Muhammed de şöyle dedi: «Bir adam, bir kadınla evlendiği takdirde onun kendisine annesinin sırtı gibi olacağını söyledi. Ömer b. Hattâb da ona, o kadınla evlenirse zıhar kefareti verinceye kadar ona yaklaşmamasını emretti.»