وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ قَالَ أَيُّمَا رَجُلٍ تَزَوَّجَ امْرَأَةً وَبِهِ جُنُونٌ أَوْ ضَرَرٌ فَإِنَّهَا تُخَيَّرُ فَإِنْ شَاءَتْ قَرَّتْ وَإِنْ شَاءَتْ فَارَقَتْ . قَالَ مَالِكٌ فِي الأَمَةِ تَكُونُ تَحْتَ الْعَبْدِ ثُمَّ تَعْتِقُ قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا أَوْ يَمَسَّهَا إِنَّهَا إِنِ اخْتَارَتْ نَفْسَهَا فَلاَ صَدَاقَ لَهَا وَهِيَ تَطْلِيقَةٌ وَذَلِكَ الأَمْرُ عِنْدَنَا .
Mâlik'e ulaştığına göre Saîd b. el-Müseyyeb şöyle dedi: Bir erkek bir kadınla evlenir de kendisinde delilik veya bir kusur bulunursa, kadına seçme hakkı verilir. Dilerse onun yanında kalır, dilerse ondan ayrılır. Mâlik, bir kölenin nikâhı altında bulunan cariyenin, kocası kendisiyle zifafa girmeden veya ona dokunmadan önce azat edilmesi hakkında şöyle dedi: Eğer cariye kendisini seçerse mehir hakkı yoktur ve bu, bir talak sayılır. Bizde uygulama böyledir.