وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ شِهَابٍ، يَقُولُ إِذَا طَلَّقَ الرَّجُلُ امْرَأَتَهُ ثَلاَثًا وَهُوَ مَرِيضٌ فَإِنَّهَا تَرِثُهُ . قَالَ مَالِكٌ وَإِنْ طَلَّقَهَا وَهُوَ مَرِيضٌ قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا فَلَهَا نِصْفُ الصَّدَاقِ وَلَهَا الْمِيرَاثُ وَلاَ عِدَّةَ عَلَيْهَا وَإِنْ دَخَلَ بِهَا ثُمَّ طَلَّقَهَا فَلَهَا الْمَهْرُ كُلُّهُ وَالْمِيرَاثُ الْبِكْرُ وَالثَّيِّبُ فِي هَذَا عِنْدَنَا سَوَاءٌ .
İbn Şihab şöyle der: «Bir erkek hasta iken karısını üç talakla boşarsa, kadın ona mirasçı olur.» Malik der ki: «Erkek, hasta iken henüz kendisiyle zifafa girmediği karısını boşarsa, kadın mehrin yarısını ve mirasını alır; ayrıca iddet beklemesi gerekmez. Kendisiyle zifafa girdikten sonra boşarsa, kadın mehrin tamamını ve mirasını alır. Bu hususta bakire ile dulun hükmü bize göre aynıdır.»