وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ الرَّضَاعَةُ قَلِيلُهَا وَكَثِيرُهَا تُحَرِّمُ وَالرَّضَاعَةُ مِنْ قِبَلِ الرِّجَالِ تُحَرِّمُ . قَالَ يَحْيَى وَسَمِعْتُ مَالِكًا يَقُولُ الرَّضَاعَةُ قَلِيلُهَا وَكَثِيرُهَا إِذَا كَانَ فِي الْحَوْلَيْنِ تُحَرِّمُ فَأَمَّا مَا كَانَ بَعْدَ الْحَوْلَيْنِ فَإِنَّ قَلِيلَهُ وَكَثِيرَهُ لاَ يُحَرِّمُ شَيْئًا وَإِنَّمَا هُوَ بِمَنْزِلَةِ الطَّعَامِ .
Şöyle derdi: Emmenin azı da çoğu da evlenmeyi haram kılar; erkek tarafından kurulan süt akrabalığı da haramlık doğurur. Yahyâ şöyle dedi: Mâlik'i şöyle derken işittim: Emme, iki yıl içinde olduğunda azı da çoğu da haramlık doğurur. İki yıldan sonra olan emmenin ise azı da çoğu da hiçbir haramlık doğurmaz; o artık yemek gibidir.