قَالَ يَحْيَى قَالَ مَالِكٌ عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا غَطَفَانَ بْنَ طَرِيفٍ الْمُرِّيَّ، يَقُولُ اخْتَصَمَ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ الأَنْصَارِيُّ وَابْنُ مُطِيعٍ فِي دَارٍ كَانَتْ بَيْنَهُمَا إِلَى مَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ وَهُوَ أَمِيرٌ عَلَى الْمَدِينَةِ فَقَضَى مَرْوَانُ عَلَى زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ بِالْيَمِينِ عَلَى الْمِنْبَرِ . فَقَالَ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ أَحْلِفُ لَهُ مَكَانِي . قَالَ فَقَالَ مَرْوَانُ لاَ وَاللَّهِ إِلاَّ عِنْدَ مَقَاطِعِ الْحُقُوقِ . قَالَ فَجَعَلَ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ يَحْلِفُ أَنَّ حَقَّهُ لَحَقٌّ . وَيَأْبَى أَنْ يَحْلِفَ عَلَى الْمِنْبَرِ - قَالَ - فَجَعَلَ مَرْوَانُ بْنُ الْحَكَمِ يَعْجَبُ مِنْ ذَلِكَ . قَالَ مَالِكٌ لاَ أَرَى أَنْ يُحَلَّفَ أَحَدٌ عَلَى الْمِنْبَرِ عَلَى أَقَلَّ مِنْ رُبُعِ دِينَارٍ وَذَلِكَ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ .
Yahya der ki: Malik, Davud b. Husayn'dan şöyle nakletti: Davud, Ebu Gatafan b. Tarif el-Mürrî'nin şöyle dediğini işitti: Zeyd b. Sabit el-Ensarî ile İbn Mutî, aralarında ortak olan bir ev hakkında anlaşmazlığa düştüler ve Medine emiri olan Mervan b. Hakem'e başvurdular. Mervan, Zeyd b. Sabit'in minber üzerinde yemin etmesine hükmetti. Zeyd b. Sabit: «Onun için bulunduğum yerde yemin ederim» dedi. Mervan: «Hayır, vallahi, ancak hakların kesinleştiği yerde yemin edeceksin» dedi. Bunun üzerine Zeyd b. Sabit, hakkının gerçekten kendisine ait olduğuna yemin etmeye başladı, fakat minber üzerinde yemin etmeyi reddetti. Mervan b. Hakem de buna şaştı. Malik der ki: Bir kimsenin, dinarın dörtte birinden, yani üç dirhemden daha az bir şey için minber üzerinde yemin ettirilmesini uygun görmem.