Muvatta Malik

1550 numaralı hadis

وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ وَاقِدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، حِينَ قَدِمَ الشَّامَ شَكَا إِلَيْهِ أَهْلُ الشَّامِ وَبَاءَ الأَرْضِ وَثِقَلَهَا وَقَالُوا لاَ يُصْلِحُنَا إِلاَّ هَذَا الشَّرَابُ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ اشْرَبُوا هَذَا الْعَسَلَ ‏.‏ قَالُوا لاَ يُصْلِحُنَا الْعَسَلُ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ هَلْ لَكَ أَنْ نَجْعَلَ لَكَ مِنْ هَذَا الشَّرَابِ شَيْئًا لاَ يُسْكِرُ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ فَطَبَخُوهُ حَتَّى ذَهَبَ مِنْهُ الثُّلُثَانِ وَبَقِيَ الثُّلُثُ فَأَتَوْا بِهِ عُمَرَ فَأَدْخَلَ فِيهِ عُمَرُ إِصْبَعَهُ ثُمَّ رَفَعَ يَدَهُ فَتَبِعَهَا يَتَمَطَّطُ فَقَالَ هَذَا الطِّلاَءُ هَذَا مِثْلُ طِلاَءِ الإِبِلِ ‏.‏ فَأَمَرَهُمْ عُمَرُ أَنْ يَشْرَبُوهُ فَقَالَ لَهُ عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ أَحْلَلْتَهَا وَاللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ كَلاَّ وَاللَّهِ اللَّهُمَّ إِنِّي لاَ أُحِلُّ لَهُمْ شَيْئًا حَرَّمْتَهُ عَلَيْهِمْ وَلاَ أُحَرِّمُ عَلَيْهِمْ شَيْئًا أَحْلَلْتَهُ لَهُمْ ‏.‏

Mahmud b. Lebid el-Ensarî'den: Ömer b. Hattab, Şam'a gelince Şam halkı ona, oradaki vebadan ve havanın ağırlığından şikâyet ederek: «Bizi ancak şu içecek iyileştirir» dediler. Ömer: «Şu balı için» dedi. Onlar: «Bal bizi iyileştirmez» dediler. O bölgenin halkından bir adam: «Bu içecekten sana sarhoş etmeyen bir şey hazırlamamızı ister misin?» diye sordu. Ömer: «Evet» dedi. Onu, üçte ikisi gidip üçte biri kalıncaya kadar kaynattılar ve Ömer'e getirdiler. Ömer parmağını içine batırdı, sonra elini kaldırdı; içecek uzayarak parmağını takip etti. Bunun üzerine: «İşte tılâ budur; bu, develere sürülen katran gibidir» dedi. Ömer onlara bunu içmelerini emretti. Ubâde b. Sâmit ona: «Vallahi onu helâl kıldın» dedi. Ömer: «Hayır, vallahi! Allah'ım, senin onlara haram kıldığın hiçbir şeyi ben helâl kılmıyorum; senin onlara helâl kıldığın hiçbir şeyi de haram kılmıyorum» dedi.

Muwatta Malik 1550