عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ إِذَا خَطَبَ احْمَرَّتْ عَيْنَاهُ، وَعَلَا صَوْتُهُ، وَاشْتَدَّ غَضَبُهُ، حَتَّى كَأَنَّهُ مُنْذِرُ جَيْشٍ، يَقُولُ: صَبَّحَكُمْ وَمَسَّاكُمْ. وَيَقُولُ: بُعِثْتُ أَنَا وَالسَّاعَةُ كَهَاتَيْنِ، وَيَقْرُنُ بَيْنَ إِصْبَعَيْهِ السَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى. وَيَقُولُ: أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ خَيْرَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ، وَخَيْرَ الْهُدَى هُدَى مُحَمَّدٍ، وَشَرَّ الْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ. ثُمَّ يَقُولُ: أَنَا أَوْلَى بِكُلِّ مُؤْمِنٍ مِنْ نَفْسِهِ، مَنْ تَرَكَ مَالًا فَلِأَهْلِهِ، وَمَنْ تَرَكَ دَيْنًا أَوْ ضَيَاعًا فَإِلَيَّ وَعَلَيَّ.
Cabir (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hutbe verdiği zaman gözleri kızarır, sesi yükselir ve öfkesi artardı. “Düşman sabah veya akşam üzerinize hücum edecek” diyerek ordusunu uyaran bir komutan gibi olurdu. Şehadet parmağıyla orta parmağını bir araya getirerek: “Ben peygamber olarak gönderildiğimde kıyametle aramızdaki mesafe şu iki parmak gibiydi” buyururdu. Sonra şöyle derdi: “Sözün en hayırlısı Allah’ın kitabıdır. Yolların en hayırlısı Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yoludur. İşlerin en kötüsü din adına sonradan ortaya çıkarılan bidatlardır. Her bidat da sapıklıktır.” Ardından şöyle devam ederdi: “Ben her mümine kendi nefsinden daha yakınım. Kim ölürken bir mal bırakırsa o mal ailesinindir. Her kim de borç veya bakıma muhtaç kimseler bırakırsa, onların sorumluluğu bana aittir.” (Müslim, Cuma 43)