وعن أنس رضي الله عنه قال: ما سُئِلَ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم عَلى الإسلام شَيْئاً إلا أَعْطاه، وَلَقَد جَاءه رجُلٌ، فَأَعطَاه غَنَماً بَينَ جَبَلَينِ، فَرَجَعَ إلى قَومِهِ فَقال: يَا قَوْمِ أسلموا، فَإن مُحَمَّداً يُعْطِي عَطَاءَ مَنْ لاَ يَخْشَى الفَقْرَ، وإن كان الرَّجُلُ لَيُسْلِمُ مَا يُرِيدُ إلا الدُّنْيَا فَمَا يَلبَثُ إلا يَسِيراً حَتَى يَكُونَ الإسلام أحب إلَيه منَ الدُّنْيَا وَمَا عَلَيْها.
Enes (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) islam için ne istenirse mutlaka verirdi. Bir defasında yanına gelen bir adama iki dağ arasını dolduracak kadar bir koyun sürüsü vermişti. Bu adam kabilesine döndüğü zaman: Ey Kavmim koşun müslüman olun. Çünkü Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) fakirlik ve ihtiyaç korkusu duymadan çok büyük ikram ve ihsanlarda bulunup mal dağıtıyor, dedi. Hadisin ravisi Enes diyor ki: Kimileri sadece dünyalık elde etmek için müslüman olurlardı. Fakat çok geçmeden müslümanlık onların gözünde dünyadan ve dünya üzerindeki her şeyden daha değerli, daha sevimli hale geliyordu. (Müslim, Fezail 57-58)