Sahih-i Buhârî

3668 numaralı hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَاتَ وَأَبُو بَكْرٍ بِالسُّنْحِ ـ قَالَ إِسْمَاعِيلُ يَعْنِي بِالْعَالِيَةِ ـ فَقَامَ عُمَرُ يَقُولُ وَاللَّهِ مَا مَاتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَتْ وَقَالَ عُمَرُ وَاللَّهِ مَا كَانَ يَقَعُ فِي نَفْسِي إِلاَّ ذَاكَ وَلَيَبْعَثَنَّهُ اللَّهُ فَلَيَقْطَعَنَّ أَيْدِيَ رِجَالٍ وَأَرْجُلَهُمْ‏.‏ فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَكَشَفَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَبَّلَهُ قَالَ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي طِبْتَ حَيًّا وَمَيِّتًا، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يُذِيقُكَ اللَّهُ الْمَوْتَتَيْنِ أَبَدًا‏.‏ ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ أَيُّهَا الْحَالِفُ عَلَى رِسْلِكَ‏.‏ فَلَمَّا تَكَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ جَلَسَ عُمَرُ‏.‏ فَحَمِدَ اللَّهَ أَبُو بَكْرٍ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ أَلاَ مَنْ كَانَ يَعْبُدُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ مُحَمَّدًا قَدْ مَاتَ، وَمَنْ كَانَ يَعْبُدُ اللَّهَ فَإِنَّ اللَّهَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ‏.‏ وَقَالَ ‏{‏إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُمْ مَيِّتُونَ‏}‏ وَقَالَ ‏{‏وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِنْ مَاتَ أَوْ قُتِلَ انْقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَنْ يَنْقَلِبْ عَلَى عَقِبَيْهِ فَلَنْ يَضُرَّ اللَّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللَّهُ الشَّاكِرِينَ‏}‏ قَالَ فَنَشَجَ النَّاسُ يَبْكُونَ ـ قَالَ ـ وَاجْتَمَعَتِ الأَنْصَارُ إِلَى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فِي سَقِيفَةِ بَنِي سَاعِدَةَ فَقَالُوا مِنَّا أَمِيرٌ وَمِنْكُمْ أَمِيرٌ، فَذَهَبَ إِلَيْهِمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَأَبُ عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ، فَذَهَبَ عُمَرُ يَتَكَلَّمُ فَأَسْكَتَهُ أَبُو بَكْرٍ، وَكَانَ عُمَرُ يَقُولُ وَاللَّهِ مَا أَرَدْتُ بِذَلِكَ إِلاَّ أَنِّي قَدْ هَيَّأْتُ كَلاَمًا قَدْ أَعْجَبَنِي خَشِيتُ أَنْ لاَ يَبْلُغَهُ أَبُو بَكْرٍ، ثُمَّ تَكَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ فَتَكَلَّمَ أَبْلَغَ النَّاسِ فَقَالَ فِي كَلاَمِهِ نَحْنُ الأُمَرَاءُ وَأَنْتُمُ الْوُزَرَاءُ‏.‏ فَقَالَ حُبَابُ بْنُ الْمُنْذِرِ لاَ وَاللَّهِ لاَ نَفْعَلُ، مِنَّا أَمِيرٌ وَمِنْكُمْ أَمِيرٌ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ لاَ، وَلَكِنَّا الأُمَرَاءُ وَأَنْتُمُ الْوُزَرَاءُ هُمْ أَوْسَطُ الْعَرَبِ دَارًا، وَأَعْرَبُهُمْ أَحْسَابًا فَبَايِعُوا عُمَرَ أَوْ أَبَا عُبَيْدَةَ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ بَلْ نُبَايِعُكَ أَنْتَ، فَأَنْتَ سَيِّدُنَا وَخَيْرُنَا وَأَحَبُّنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَأَخَذَ عُمَرُ بِيَدِهِ فَبَايَعَهُ، وَبَايَعَهُ النَّاسُ، فَقَالَ قَائِلٌ قَتَلْتُمْ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ قَتَلَهُ اللَّهُ‏.‏

Nebi s.a.v.'in zevcesi Aişe r.a.'dan rivayete göre: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde Ebu Bekir, es-Sunh denilen yerde idi. Ravilerden İsmail: el-Aliye'yi kastetmektedir, demiştir. Ömer ayağa kalkıp: Allah'a yemin ederim, Resulullah ölmedi, demeye koyuldu. Aişe dedi ki: Ömer: Allah'a yemin ederim, o an için içimde başka bir kanaat doğmamıştı, dedi. Ömer sözlerine şöyle devam etmişti: Andolsun, Allah onu gönderecek ve o birtakım kimselerin ellerini ve ayaklarını kesecektir. Derken Ebu Bekir geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzünün üzerini açtı, onu öptü ve: Anam babam sana feda olsun. Hayatta iken de hoştun, vefat etmiş hâlinle de hoşsun. Nefsim elinde olana yemin ederim ki Allah ölümü sana iki defa tattırmayacaktır, dedi. Daha sonra dışarı çıktı ve: Ey yemin eden kişi, yavaş ol, dedi. Ebu Bekir konuşmaya başlayınca Ömer oturdu. Sonra Ebu Bekir Allah'a hamdüsenada bulunup dedi ki: Dikkat edin, kim Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ibadet ediyor idiyse şüphesiz Muhammed ölmüş bulunuyor. Kim de Allah'a ibadet ediyorsa muhakkak Allah haydır, ölmez. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 'Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.' [Zümer, 30] 'Muhammed ancak bir resuldür. Ondan önce resuller gelip geçmiştir. Şimdi eğer o ölür ya da öldürülürse siz ökçelerinizin üzerine gerisin geri mi döneceksiniz? Kim ökçelerinin üzerine gerisin geri dönerse asla Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır.' [Âl-i İmrân, 144] Oradakilerin hepsi içlerini çeke çeke ağlamaya başladılar. Ensar, Benî Saide Sakifesi'nde Sa'd b. Ubade'nin etrafında toplanarak: Bizden bir emir, sizden bir emir olsun, dediler. Yanlarına Ebu Bekir, Ömer b. el-Hattab ve Ebu Ubeyde b. el-Cerrah gitti. Ömer konuşmak istediyse de Ebu Bekir onu susturdu. Ömer sonraları şöyle derdi: Allah'a yemin ederim, konuşmak isteyişimin tek sebebi uygun görüp beğendiğim bir konuşma tasarlamış olmamdı. Ebu Bekir'in bunu ifade edemeyeceğinden korkmuştum. Daha sonra Ebu Bekir konuşunca insanların en belâgatlisi olarak konuştu. Sözleri arasında şunları da söyledi: Bizler emirleriz, sizler de vezirlersiniz. Hubab b. el-Munzir: Hayır, Allah'a yemin ederim, böyle yapmayız. Bizden bir emir, sizden bir emir olsun, dedi. Ebu Bekir dedi ki: Hayır, bizler emirleriz, sizler vezirlersiniz. Çünkü onlar yurt bakımından Arapların en ortasında, soy sop bakımından da en köklüleridir. Bu sebeple ya Ömer'e ya da Ebu Ubeyde'ye bey'at ediniz. Bunun üzerine Ömer: Hayır, sana bey'at ederiz. Sen bizim efendimiz, bizim en hayırlımız ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in aramızda en sevdiği kişisin, dedi. Ömer onun elini tutarak kendisine bey'at etti, arkasından diğer insanlar da ona bey'at ettiler. Oradakilerden birisi: Sa'd b. Ubade'yi öldürdünüz, deyince Ömer: Onu Allah öldürdü, dedi."

Sahih al Bukhari 3668