Riyazus Salihin

745 numaralı hadis

وعن عبد الله بن بُسْرٍ رضي الله عنه قال: كان لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَصْعَةٌ يقال لها: الْغَرَّاءُ، يَحْمِلُهَا أَرْبَعَةُ رِجال، فَلَمَّا أَضْحَوْا وَسَجَدُوا الضُّحَى أُتِيَ بِتِلْكَ الْقَصْعَةِ، يعني وقد ثُرِدَ فيها، فَالتَفُّوا عليها، فَلَمَّا كَثُرُوا جَثَا رسولُ الله صلى الله عليه وسلم، فقال أَعرابي: ما هذه الجَلْسَةُ؟ قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: إن الله جَعَلَني عَبْداً كَرِيماً، ولَمْ يَجْعَلْني جَبَّاراً عَنِيداً. ثمَّ قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: كُلُوا مِن حَوَالَيْها، وَدَعُوا ذِرْوَتَهَا يُبَارَكْ فيها.

Abdullah ibni Büsr (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Garra adı verilen bir yemek kabı vardı. Onu dört kişi taşıyordu. Kuşluk vakti girip namazı kıldıklarında, içinde tirit yemeği olduğu hâlde bu kap getirildi. Sahabe de çevresine dizildiler. Sahabe çoğalınca Rasûlullah diz çökerek oturdu. Bedevilerden biri: “Bu nasıl oturuştur?” dedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “Allah beni inatçı ve zorba değil, asil ve şerefli bir kul olarak yarattı.” buyurdu. Sonra sözüne şöyle devam etti: “Yemek kabının ortasından değil, kenarlarından yiyiniz ki yemeğiniz size bereketli olsun.”

Riyazus-Salihin 745