وعن حُصَيْنِ بن وَحْوَحٍ رضي الله عنه، أَنَّ طَلْحَةَ بنَ الْبَرَاءِ رضي الله عنه مَرِضَ، فَأَتَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعُودُهُ فَقَالَ: إنِّي لا أُرى طَلْحَةَ إلاَّ قَدْ حَدَثَ فِيهِ المَوْتُ فآذِنُوني بِهِ وَعَجِّلُوا بِهِ، فَإنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لجِيفَةِ مُسْلِمٍ أَنْ تُحْبَسَ بَيْنَ ظَهْرَانَيْ أَهْلِهِ.
Husayn ibni Vahvah (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Talha ibni’l-Bera (Allah ondan razı olsun) hastalanmıştı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onu ziyarete geldi ve şöyle buyurdu: “Talha’ya ölümün yaklaştığını görüyorum. Ölecek olursa bana haber verin; defin ve tekfin işini çabuklaştırın. Çünkü bir Müslümanın ölüsünü ailesinin önünde uzun zaman bekletmek uygun değildir.” (Ebu Davut, Cenaiz 34)