وَعَنْ مُعَاوِيةَ بْنِ الحَكَمِ رضي الله عنه قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ الله، إنِّي حَدِيثُ عَهْدٍ بِجَاهِلِيَّةٍ، وَقَدْ جَاءَ الله تَعَالَى بِالإسْلَامِ، وَإِنَّ مِنَّا رِجَالاً يَأْتُونَ الْكُهَّانَ؟ قَالَ: فَلَا تَأْتِهِمْ. قُلْتُ: وَمِنَّا رِجَالٌ يَتَطَيَّرُونَ؟ قَالَ: ذَلِكَ شَيْءٌ يَجِدُونَهُ فِي صُدُورِهِمْ، فَلَا يَصُدَّنَّهُمْ. قُلْتُ: وَمِنَّا رِجَالٌ يَخُطُّونَ؟ قَالَ: كَانَ نَبِيٌّ مِنَ الْأَنْبِيَاءِ يَخُطُّ، فَمَنْ وَافَقَ خَطَّهُ، فَذَاكَ.
Muaviye ibni'l-Hakem (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gün, “Ya Rasûlallah, ben cahiliyye devrinde yaşadım. Allah bize hidayet buyurdu da müslüman olduk, aramızda öyle kimseler var ki, kâhin ve falcılara gider, onların söylediklerine inanırlar” dedim. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), “Onlara gitmeyin, söylediklerine de inanmayın” buyurdu. Ben: “Yine bizden kimileri de kuşların ötmesini ve sağa sola uçmasını uğursuzluk sayıyorlar” dedim. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), “Bu, insanlık hâli, kalplerde bulunabilen zan gibi bir duygudur; bu his ve zan onları yapacakları işlerinden alıkoymasın” buyurdu. Bu sefer ben, “Aramızda kumlar üzerine çizgi çizerek bunlardan hüküm çıkaranlar da var” dedim. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: “Geçmiş peygamberlerden biri de çizgi çizerdi, kim onun gibi çizgi çizebiliyorsa günah olmaz.” (Müslim, Mesacid, 33)