وَعَنْ عُمَرَ بْنِ الخَطَّابِ رضي الله عنه: أَنّهُ خَطَبَ يَوْمَ الجُمُعَةِ فَقَالَ في خُطْبَتِهِ: ثُمَّ إنَكُمْ أَيُّهَا النَّاسُ تَأْكُلُونَ شَجَرَتَيْنِ مَا أُرَاهُمَا إلاَّ خَبِيثَتَيْنِ: الْبَصَلَ، وَالثُّومَ. لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم إذا وَجَدَ رِيحَهُمَا مِنَ الرَّجُلِ في المَسْجِدِ أَمَرَ بِهِ، فَأُخْرِجَ إلى الْبَقِيعِ، فَمَنْ أَكَلَهُمَا، فَلْيُمِتْهُمَا طَبْخاً.
Ömer ibni'l-Hattab (Allah Ondan razı olsun) bir Cuma günü verdiği hutbesinde şöyle demiştir: “Ey insanlar siz kokusu hoş olmadığını bildiğim soğan ve sarımsak yiyorsunuz. Gerçekten ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i mescidde bir kimsede bunların kokusunu duyduğu zaman emredip o kişiyi Baki’ kabristanına kadar uzaklaştırdığını gördüm. Bu sebeple kim bunları yiyecekse pişirerek kokusunu gidersin.” (Müslim, Mesacid, 78)