بَالَ جَرِيرٌ، ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ، فَقِيلَ: تَفْعَلُ هَذَا؟ فَقَالَ: نَعَمْ، رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَالَ، ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ. قَالَ الْأَعْمَشُ: قَالَ إِبْرَاهِيمُ: كَانَ يُعْجِبُهُمْ هَذَا الْحَدِيثُ؛ لِأَنَّ إِسْلَامَ جَرِيرٍ كَانَ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ.
Cerir İbnu Abdillah el-Beceli (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre Cerir, abdest alıp mestleri üzerine meshedince kendisine: "Mest üzerine mesh mi yapıyorsun?" diye sormuşlardır. O da: "Evet," demiştir. "Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı gördüm. Bevletti, sonra abdest aldı. (Sıra ayaklarına gelince yıkamayıp) mestlerinin üzerine meshetti." dedi. A'meş der ki: "İbrahim Nehâî dedi ki: Bu hadis, Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'un ashabını taaccübe (hayrete) sevkediyordu; çünkü Cerir (radıyallahu anh)'in Müslüman oluşu Mâide suresinin nüzulünden sonra idi."