Kütüb-i Sitte

1855 numaralı hadis

جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: إِنِّي لَا أَسْتَطِيعُ أَنْ آخُذَ مِنَ الْقُرْآنِ شَيْئًا، فَعَلِّمْنِي مَا يُجْزِئُنِي مِنْهُ. قَالَ: قُلْ سُبْحَانَ اللَّهِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ، وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَاللَّهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ. قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَذَا لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ، فَمَا لِي؟ قَالَ: قُلِ اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي، وَارْزُقْنِي، وَعَافِنِي، وَاهْدِنِي. فَلَمَّا قَامَ قَالَ هَكَذَا بِيَدِهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَمَّا هَذَا فَقَدْ مَلَأَ يَدَهُ مِنَ الْخَيْرِ.

İbnu Ebi Evfa (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Bir adam gelerek: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben Kur'an'dan bir parça seçip alamıyorum. Bana kifâyet edecek bir şeyi siz bana öğretseniz!' dedi. 'Öyleyse, Sübhânallah velhamdülillah ve lâ ilâhe illallah, vallahu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâh. (Allah'ım, seni tenzih ederim, hamdler sana mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür, güç kuvvet Allah'tandır) de!' buyurdu. 'Ey Allah'ın Resûlü! Bu zikir Allah içindir. (O'nu senâdır), kendim için dua olarak ne söyleyeyim?' dedi. 'Şöyle dua et: Allah'ım, bana merhamet et, afiyet ver, hidayet ver, rızık ver!' Adam (dinleyip kalkınca) ellerini sıkıp göstererek: 'Şöyle (sımsıkı belledim!)' dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bunun üzerine: 'İşte bu adam iki elini de hayırla doldurdu!..' buyurdu."

Kütüb-i Sitte 1855, Ebü Davud, Salât 139, (832); Nesâi, İftitâh 32, (2, 143); Hadis Ebü Dâvud'da tam olarak,