عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَلَّلَ عَلَى الْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ وَعَلِيٍّ وَفَاطِمَةَ كِسَاءً، ثُمَّ قَالَ: «اللَّهُمَّ هَؤُلَاءِ أَهْلُ بَيْتِي وَخَاصَّتِي، أَذْهِبْ عَنْهُمُ الرِّجْسَ وَطَهِّرْهُمْ تَطْهِيرًا». فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ: وَأَنَا مَعَهُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: «إِنَّكِ إِلَى خَيْرٍ».
Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın evinin kapısında iken şu ayet nazil oldu: '...Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor.' (Ahzab 33). Evde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin vardı. Onlara bir örtü bürüdü ve: 'Allah'ım, işte bunlar benim ehl-i beytimdir; bunlardan günahı gider ve bunları kirlerden tertemiz kıl!' buyurdu. Ben atılıp: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben ehl-i beytten değil miyim?' dedim. Bana: 'Sen yerinde dur, sen zaten hayırdasın; sen Resûlullah'ın zevcesisin!' diye cevap verdi."