عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: لَمَّا قُتِلَ أَبِي جَعَلْتُ أَكْشِفُ الثَّوْبَ عَنْ وَجْهِهِ أَبْكِي، وَيَنْهَوْنِي عَنْهُ، وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يَنْهَانِي، فَجَعَلَتْ عَمَّتِي فَاطِمَةُ تَبْكِي، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: تَبْكِينَ أَوْ لَا تَبْكِينَ، مَا زَالَتِ الْمَلَائِكَةُ تُظِلُّهُ بِأَجْنِحَتِهَا حَتَّى رَفَعْتُمُوهُ.
Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Babam Uhud günü şehit oldu. Yüzünü açıp ağlamaya başladım. Bana mâni oldular. Ancak Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm mâni olmuyordu. Halam Fâtıma Bintu Amr İbni Haram radıyallahu anhâ ona ağlamaya başladı. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: 'Ona ağlasan da ağlamasan da melekler onu, siz cenazesini kaldırıncaya kadar, kanatlarıyla gölgelemektedirler' buyurdular."