Kütüb-i Sitte

4229 numaralı hadis

خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَى الْخَنْدَقِ، فَإِذَا الْمُهَاجِرُونَ وَالْأَنْصَارُ يَحْفِرُونَ فِي غَدَاةٍ بَارِدَةٍ، فَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ عَبِيدٌ يَعْمَلُونَ ذَلِكَ لَهُمْ، فَلَمَّا رَأَى مَا بِهِمْ مِنَ النَّصَبِ وَالْجُوعِ، قَالَ: اللَّهُمَّ إِنَّ الْعَيْشَ عَيْشُ الْآخِرَهْ، فَاغْفِرْ لِلْأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرَهْ. فَقَالُوا مُجِيبِينَ لَهُ: نَحْنُ الَّذِينَ بَايَعُوا مُحَمَّدَا، عَلَى الْجِهَادِ مَا بَقِينَا أَبَدَا.

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hendek'e gitti. Gördü ki Muhacirler ve Ensar soğuk bir sabah vakti hendek kazıyorlar. Onların bu işi kendileri yerine yapacak köleleri yoktu. Onlara isabet eden yorgunluk ve açlığı görünce şu ifadeleri terennüm etti: "Ey Allah'ım! Gerçek hayat ahiret hayatıdır, Ensar ve Muhacirleri mağfiret buyur!" Çalışanlar da ona şöyle mukabele ettiler: "Biz Muhammed'e biat edenleriz, Hayatta kaldıkça cihat gayemiz."

Kütüb-i Sitte 4229, Buhari, Megazi 29, 33, 34, 110, Fedailu'l-Ashab 9, Rikak 1, Ahkam 43; Müslim, Cihad 127, (1805); Tirmizi, Menakıb (3857).