أَهَلَّ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَذَكَرَ التَّلْبِيَةَ مِثْلَ حَدِيثِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ: وَالنَّاسُ يَزِيدُونَ: ذَا الْمَعَارِجِ، وَنَحْوَهُ مِنَ الْكَلَامِ، وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَسْمَعُ، فَلَا يَقُولُ لَهُمْ شَيْئًا.
Ebu Dâvud'un diğer bir rivayetinde Hz. Câbir'den (radıyallahu anh) şu ziyade vardır: "Resûlullah şöyle telbiye getirirdi..." dedikten sonra tıpkı İbnu Ömer'in hadisindeki gibi bir metin zikretti. Sonra Hz. Câbir'in şunu ilâve ettiğini kaydetti: "İnsanlar telbiyeye '...Zü'l-Meâric' ve benzeri kelimeler ilâve ettiler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunları işitti, ancak hiçbir müdahalede bulunmadı." Zü'l-Meâric, Allah'ın isimlerinden biri olup "yükselme yerlerinin sahibi", "yüksek dereceler sahibi" mânasına gelir.