قَالَتْ عَائِشَةُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا: الْحُمْسُ هُمُ الَّذِينَ أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِيهِمْ: {ثُمَّ أَفِيضُوا مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ النَّاسُ}. قَالَتْ: كَانَ النَّاسُ يُفِيضُونَ مِنْ عَرَفَاتٍ، وَكَانَ الْحُمْسُ يُفِيضُونَ مِنَ الْمُزْدَلِفَةِ، يَقُولُونَ: لَا نُفِيضُ إِلَّا مِنَ الْحَرَمِ، فَلَمَّا نَزَلَتْ: {أَفِيضُوا مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ النَّاسُ} رَجَعُوا إِلَى عَرَفَاتٍ.
Bir diğer rivayette Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) der ki: "Hums, Allahu Teâlâ hazretlerinin haklarında, 'Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden siz de akın edin' (Bakara 199) âyetini indirdiği kimselerdir." Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) devamla şu açıklamayı yaptı: "İnsanlar Arafat'tan boşanırlardı. Hums olanlar ise Müzdelife'den boşanırlar ve, 'Biz ancak Harem'den akın ederiz' derlerdi. Ancak, 'İnsanların toplu olarak akın ettiği yerden siz de akın edin' (Bakara 199) meâlindeki âyet nâzil olunca onlar da Arafat'a döndüler."