Kütüb-i Sitte

1499 numaralı hadis

عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ أَنَّ عَمْرَو بْنَ سَعِيدٍ النَّخَعِيَّ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ، فَلَمَّا بَلَغَ ذَاتَ الشُّقُوقِ لُدِغَ بِهَا، فَخَرَجَ أَصْحَابُهُ إِلَى الطَّرِيقِ يَتَشَوَّفُونَ النَّاسَ، فَإِذَا هُمْ بِابْنِ مَسْعُودٍ، فَذَكَرُوا ذَلِكَ لَهُ، فَقَالَ: لِيَبْعَثْ بِهَدْيٍ أَوْ بِثَمَنِ هَدْيٍ، وَاجْعَلُوا بَيْنَكُمْ يَوْمًا أَمَارَةً، فَإِذَا ذُبِحَ الْهَدْيُ فَلْيَحِلَّ، وَعَلَيْهِ قَضَاءُ عُمْرَتِهِ.

Amr İbnu Saîd en-Nehaî (rahimehullah)'ın anlattığına göre: "(Umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra) Zâtü'ş-Şukûk denen yere varınca orada kendisini yılan sokar. Arkadaşları, bu meseleyi sorabilecekleri bir kimseyle karşılaşmak üzere, (herkesin gelip geçtiği ana) yola çıkarlar. Derken İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) karşılarına çıkar. Onlara şu fetvayı verir: 'Hemen bir hedy (kurbanlık) veya onun değeri miktarınca nakit parayı (Mekke'ye) gönderin. Onunla kendi aranıza bir günlük alâmet koyun, hedy kesildi mi ihramdan çıksın. Ayrıca, bu umreyi de bilâhare kaza etmen gerekir.'"

Kütüb-i Sitte 1499, Rezîn tahriç etmiştir.