حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَقِينَا الْمُشْرِكِينَ يَوْمَئِذٍ، وَأَجْلَسَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم جَيْشًا مِنَ الرُّمَاةِ، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ عَبْدَ اللَّهِ وَقَالَ " لاَ تَبْرَحُوا، إِنْ رَأَيْتُمُونَا ظَهَرْنَا عَلَيْهِمْ فَلاَ تَبْرَحُوا وَإِنْ رَأَيْتُمُوهُمْ ظَهَرُوا عَلَيْنَا فَلاَ تُعِينُونَا ". فَلَمَّا لَقِينَا هَرَبُوا حَتَّى رَأَيْتُ النِّسَاءَ يَشْتَدِدْنَ فِي الْجَبَلِ، رَفَعْنَ عَنْ سُوقِهِنَّ قَدْ بَدَتْ خَلاَخِلُهُنَّ، فَأَخَذُوا يَقُولُونَ الْغَنِيمَةَ الْغَنِيمَةَ. فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ عَهِدَ إِلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ لاَ تَبْرَحُوا. فَأَبَوْا، فَلَمَّا أَبَوْا صُرِفَ وُجُوهُهُمْ، فَأُصِيبَ سَبْعُونَ قَتِيلاً، وَأَشْرَفَ أَبُو سُفْيَانَ فَقَالَ أَفِي الْقَوْمِ مُحَمَّدٌ فَقَالَ " لاَ تُجِيبُوهُ ". فَقَالَ أَفِي الْقَوْمِ ابْنُ أَبِي قُحَافَةَ قَالَ " لاَ تُجِيبُوهُ ". فَقَالَ أَفِي الْقَوْمِ ابْنُ الْخَطَّابِ فَقَالَ إِنَّ هَؤُلاَءِ قُتِلُوا، فَلَوْ كَانُوا أَحْيَاءً لأَجَابُوا، فَلَمْ يَمْلِكْ عُمَرُ نَفْسَهُ فَقَالَ كَذَبْتَ يَا عَدُوَّ اللَّهِ، أَبْقَى اللَّهُ عَلَيْكَ مَا يُخْزِيكَ. قَالَ أَبُو سُفْيَانَ أُعْلُ هُبَلْ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَجِيبُوهُ ". قَالُوا مَا نَقُولُ قَالَ " قُولُوا اللَّهُ أَعْلَى وَأَجَلُّ ". قَالَ أَبُو سُفْيَانَ لَنَا الْعُزَّى وَلاَ عُزَّى لَكُمْ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَجِيبُوهُ ". قَالُوا مَا نَقُولُ قَالَ " قُولُوا اللَّهُ مَوْلاَنَا وَلاَ مَوْلَى لَكُمْ ". قَالَ أَبُو سُفْيَانَ يَوْمٌ بِيَوْمِ بَدْرٍ، وَالْحَرْبُ سِجَالٌ، وَتَجِدُونَ مُثْلَةً لَمْ آمُرْ بِهَا وَلَمْ تَسُؤْنِي. أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ اصْطَبَحَ الْخَمْرَ يَوْمَ أُحُدٍ نَاسٌ ثُمَّ قُتِلُوا شُهَدَاءَ.
Bera r.a. dedi ki: "O gün müşriklerle karşılaştık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, okçulardan oluşan bir askerî birliği konuşlandırdı ve başlarına Abdullah b. Cubeyr'i kumandan tayin ederek: 'Buradan ayrılmayın. Bizim onlara karşı zafer kazandığımızı görseniz dahi yine ayrılmayın. Onların bize karşı zafer kazandıklarını görseniz de gelip bize yardım etmeyin' dedi. Birbirimizle karşı karşıya gelince müşrikler kaçtılar. Öyle ki kadınların dağa doğru hızlıca koştuklarını gördüm. Elbiselerinin eteklerini yukarı doğru çektiklerinden baldırları ve halhalları görünüyordu. Okçular: 'Haydi ganimete, haydi ganimete!' demeye koyuldular. Fakat Abdullah b. Cubeyr: 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana buradan ayrılmayın diye emretmişti' dediyse de onun dediğini kabul etmediler. Yerlerinde durmayı kabul etmeyince de nereye gideceklerini şaşırdılar. Yetmiş kişi öldürüldü. Ebu Süfyan yüksekçe bir yere çıkarak: 'Aranızda Muhammed var mıdır?' diye sordu. Allah Resulü: 'Ona karşılık vermeyin' diye buyurdu. 'Peki, aranızda Ebu Kuhafe'nin oğlu var mı?' diye sordu. Allah Resulü: 'Ona cevap vermeyin' diye buyurdu. Bu sefer: 'Aranızda Hattab'ın oğlu var mı?' diye sordu. Cevap alamayınca: 'Bunlar öldürüldüler. Hayatta olsalardı karşılık verirlerdi' dedi. Fakat Ömer kendisini tutamayarak: 'Yalan söylüyorsun ey Allah'ın düşmanı! Allah, seni üzecek kimseleri hayatta bıraktı' diye cevap verdi. Ebu Süfyan: 'Yücel ey Hubel!' dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Ona cevap veriniz' diye buyurdu. 'Ne diyelim?' diye sordular. Allah Resulü: 'Allah daha üstün ve daha yücedir, deyiniz' diye buyurdu. Ebu Süfyan: 'Bizim Uzza'mız var, sizin Uzza'nız yok' dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Ona cevap veriniz' diye buyurdu. 'Ne diyelim?' diye sordular. Allah Resulü: 'Allah bizim mevlamızdır, sizinse mevlanız yok, deyiniz' diye buyurdu. Ebu Süfyan dedi ki: 'Bedir'e karşılık işte böyle bir gün. Savaş nöbetleşedir. Ölülerin azalarının kesilmiş olduğunu göreceksiniz. Böyle yapılmasını ben emretmediğim gibi bundan rahatsız da olmadım.' Cabir dedi ki: "Bazı kimseler Uhud günü sabahleyin şarap içtiler, sonra da şehit olarak öldürüldüler."