عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ: خَطَبَ عَلِيٌّ فَقَالَ: يَا أَيُّهَا النَّاسُ، أَقِيمُوا عَلَى أَرِقَّائِكُمُ الْحَدَّ، مَنْ أَحْصَنَ مِنْهُمْ وَمَنْ لَمْ يُحْصِنْ، فَإِنَّ أَمَةً لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زَنَتْ، فَأَمَرَنِي أَنْ أَجْلِدَهَا، فَإِذَا هِيَ حَدِيثُ عَهْدٍ بِنِفَاسٍ، فَخَشِيتُ إِنْ أَنَا جَلَدْتُهَا أَنْ أَقْتُلَهَا، فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: أَحْسَنْتَ. وَفِي رِوَايَةٍ: اتْرُكْهَا حَتَّى تَمَاثَلَ.
Ebû Abdirrahmân es-Sülemî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Ali (radıyallahu anh) hutbede şöyle buyurdu: 'Ey insanlar, kölelerinize, ister muhsan olsunlar ister olmasınlar, hadleri tatbik edin. Zîra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in bir câriyesi zinâ yapmıştı. Ona celde tatbik etmemi emretti. Dövmek üzere yanına geldim. Yeni nifas olmuştu. Döversem öldürürüm diye korktum. Durumu Resûlullah'a arz ettim. Bana: "İyi yapmışsın, iyileşinceye kadar ona dokunma" dedi.'"