عَنْ أَبِي ذَرٍّ قَالَ: قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا أَبَا ذَرٍّ». قُلْتُ: لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ. فَقَالَ: «كَيْفَ أَنْتَ إِذَا أَصَابَ النَّاسَ مَوْتٌ يَكُونُ الْبَيْتُ فِيهِ بِالْوَصِيفِ؟» يَعْنِي الْقَبْرَ. قُلْتُ: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، أَوْ مَا خَارَ اللَّهُ لِي وَرَسُولُهُ. قَالَ: «عَلَيْكَ بِالصَّبْرِ»، أَوْ قَالَ: «تَصْبِرُ». قَالَ أَبُو دَاوُدَ: قَالَ حَمَّادُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ: يُقْطَعُ النَّبَّاشُ؛ لِأَنَّهُ دَخَلَ عَلَى الْمَيِّتِ بَيْتَهُ.
Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) beni çağırarak: ‘Ey Ebû Zerr!’ buyurdu. Ben: ‘Buyur ey Allah'ın Resûlü, emrine amadeyim!’ dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): ‘İnsanlara kitleler hâlinde ölüm gelip ev, yani kabir, bir köle mukabilinde temin edilince hâlin ne olacak?’ buyurdu. Ben: ‘Allah ve Resûlü bilir.’ veya ‘Allah ve Resûlü benim için neyi seçerlerse o olur.’ diye cevap verdim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): ‘Sana sabır tavsiye ederim.’ veya ‘Sabret.’ buyurdu.” Ebû Dâvud der ki: “Hammâd İbnu Ebî Süleyman, ‘Nebbâşın, yani mezarları açarak kefenleri çalan kimsenin, eli kesilmelidir. Çünkü nebbâş ölünün evine girmiş olmaktadır.’ demiştir.”