Kütüb-i Sitte

5012 numaralı hadis

عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «عُمْرَانُ بَيْتِ الْمَقْدِسِ خَرَابُ يَثْرِبَ، وَخَرَابُ يَثْرِبَ خُرُوجُ الْمَلْحَمَةِ، وَخُرُوجُ الْمَلْحَمَةِ فَتْحُ قُسْطَنْطِينِيَّةَ، وَفَتْحُ الْقُسْطَنْطِينِيَّةِ خُرُوجُ الدَّجَّالِ». ثُمَّ ضَرَبَ بِيَدِهِ عَلَى فَخِذِ الَّذِي حَدَّثَ، أَوْ مَنْكِبِهِ، ثُمَّ قَالَ: «إِنَّ هَذَا لَحَقٌّ كَمَا أَنَّكَ هَا هُنَا، أَوْ كَمَا أَنَّكَ قَاعِدٌ». يَعْنِي مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ.

Hz. Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Beytü'l-Makdis'in imârı Yesrib'in harabıdır. Yesrib'in harâbı melhamenin (savaşın) çıkmasıdır. Melhame İstanbul'un fethidir, İstanbul'un fethi Deccâl'in çıkmasıdır!" buyurdular. Sonra elini, konuşmakta olduğu kimsenin (yani Hz. Muâz'ın) dizine veya omzuna vurdular ve: "Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Tıpkı senin burada olman veya burada oturman hak olduğu gibi" buyurdular. Hz. Muâz burada kendisini kastetmektedir. (Yani aleyhissalâtu vesselâmın konuştuğu ve dizine veya omzuna elini vurduğu kimse Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh'tır.)"

Kütüb-i Sitte 5012, Ebu Davud, Melahim 3, (4294).