سَأَلْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ يَشْفَعَ لِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَقَالَ: أَنَا فَاعِلٌ. قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَأَيْنَ أَطْلُبُكَ؟ قَالَ: اطْلُبْنِي أَوَّلَ مَا تَطْلُبُنِي عَلَى الصِّرَاطِ. قَالَ: قُلْتُ: فَإِنْ لَمْ أَلْقَكَ عَلَى الصِّرَاطِ؟ قَالَ: فَاطْلُبْنِي عِنْدَ الْمِيزَانِ. قُلْتُ: فَإِنْ لَمْ أَلْقَكَ عِنْدَ الْمِيزَانِ؟ قَالَ: فَاطْلُبْنِي عِنْدَ الْحَوْضِ، فَإِنِّي لَا أُخْطِئُ هَذِهِ الثَّلَاثَ الْمَوَاطِنَ.
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "(Bir gün): 'Ey Allah'ın Resûlü! Kıyamet günü bana şefaat edin!' dedim. 'Yapacağım!' buyurdular. Ben tekrar: 'Sizi nerede arayıp bulayım?' dedim. 'Beni ilk aradığın zaman Sırat üzerinde ara!' buyurdular. 'Size orada rastlayamazsam?' dedim. 'Mizan'ın yanında beni ara!' buyurdular. 'Orada da size rastlayamazsam?' dedim. 'Öyleyse beni Havz'ın yanında ara! Zira ben bu üç mevkiyi şaşırmam!' buyurdular."