حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلَّالُ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عِيسَى، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ الصَّائِغُ، قَالَا: أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَاءَتْهُ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ: إِنِّي وَهَبْتُ نَفْسِي لَكَ. فَقَامَتْ طَوِيلًا، فَقَالَ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَزَوِّجْنِيهَا إِنْ لَمْ تَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ. فَقَالَ: هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَيْءٍ تُصْدِقُهَا؟ فَقَالَ: مَا عِنْدِي إِلَّا إِزَارِي هَذَا. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِزَارَكَ إِنْ أَعْطَيْتَهَا جَلَسْتَ وَلَا إِزَارَ لَكَ، فَالْتَمِسْ شَيْئًا. قَالَ: مَا أَجِدُ. قَالَ: فَالْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ. قَالَ: فَالْتَمَسَ فَلَمْ يَجِدْ شَيْئًا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: هَلْ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَيْءٌ؟ قَالَ: نَعَمْ، سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا، لِسُوَرٍ سَمَّاهَا. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: زَوَّجْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ.
Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir kadın gelerek: 'Ey Allah'ın Resûlü, sana nefsimi bağışlamaya geldim.' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm kadına şöyle bir nazar edip sonra tepeden tırnağa gözden geçirdi, bir de sabit baktı ve sonunda hiçbir şey söylemeden başını yere eğdi. Kadın, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın hakkında hiçbir hükme varmadığını görünce oturdu. Derken bir adam doğrulup: 'Ey Allah'ın Resûlü! Sizin ona ihtiyacınız yoksa onu bana nikâhlayın!' dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: 'Yanında buna mehir olarak verecek bir şeyler var mı?' diye sordu. Adam: 'Vallahi yok, ey Allah'ın Resûlü!' deyince: 'Ailene git, bir şeyler bulabilecek misin, bir bak!' dedi. Adam gitti ve az sonra geri geldi: 'Hayır, vallahi ey Allah'ın Resûlü, hiçbir şey bulamadım!' dedi. Resûlullah tekrar: 'İyi bak, demirden bir yüzük de mi yok?' buyurdu. Adam tekrar gidip yine geri geldi ve: 'Hayır! Vallahi ya Resûlallah, demirden bir yüzük bile yok! Ancak işte şu izârım var, yarısı onun olsun.' dedi. Sehl der ki: 'Adamın ridâsı yoktu.' Aleyhissalâtu vesselâm: 'İzârın ne işe yarar? Onu sen giyecek olsan onun üzerinde bir şey olmayacak, şayet o giyecek olsa senin üzerinde bir şey kalmayacak!' buyurdular. Bunun üzerine adam oturdu. Epey bir müddet oturduktan sonra kalktı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onun döndüğünü görünce geri çağırılmasını söyledi. Adamı çağırdılar. 'Kur'ân'dan ne biliyorsun, hangi sûreler ezberinde?' diye sordu. Adam: 'Şu şu sûreleri biliyorum!' diye bildiklerini saydı. 'Yani sen bunları ezbere okuyor musun?' diye tekrar sordu. Adam: 'Evet!' deyince Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: 'Haydi git, ben kadını sana temlik ettim.' buyurdu. Bir rivayette: 'Kur'ân'dan bildiklerini öğretmen mukabilinde onu sana nikâhladım.' buyurdu."