Kütüb-i Sitte

2447 numaralı hadis

كَانَ بَيْتِي مِنْ أَطْوَلِ بَيْتٍ حَوْلَ الْمَسْجِدِ، وَكَانَ بِلَالٌ يُؤَذِّنُ عَلَيْهِ الْفَجْرَ، فَيَأْتِي بِسَحَرٍ فَيَجْلِسُ عَلَى الْبَيْتِ يَنْظُرُ إِلَى الْفَجْرِ، فَإِذَا رَآهُ تَمَطَّى، ثُمَّ قَالَ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَحْمَدُكَ وَأَسْتَعِينُكَ عَلَى قُرَيْشٍ أَنْ يُقِيمُوا دِينَكَ. قَالَتْ: ثُمَّ يُؤَذِّنُ. قَالَتْ: وَاللَّهِ مَا عَلِمْتُهُ كَانَ تَرَكَهَا لَيْلَةً وَاحِدَةً، تَعْنِي هَذِهِ الْكَلِمَاتِ.

Benî Neccâr'dan bir kadın demiştir ki: "Benim evim, Mescid-i Nebevî'nin etrafındaki en uzun ev idi. Bilâl (radıyallâhu anh), sabah ezanını evimin damında okurdu. Seherden gelip dama oturur, vaktin girmesini gözetlerdi. Vaktin girdiğini görünce gerinir, sonra da: 'Allah'ım! Sana hamdediyorum ve dinini ikâme etmeleri için Kureyş'e karşı senden yardım diliyorum' der, arkadan ezan okurdu." Kadın devamla der ki: "Vallâhi, onun bu duayı terk ettiği tek bir gece bilmiyorum!"

Kütüb-i Sitte 2447, Ebü Dâvud, Salât 33, (519).